İran rejiminin bekçisi: Devrim Muhafızları

İran’daki İslami rejim, ülke geneline yayılan şiddetli protesto gösterilerinin ardından birkez daha ABD Başkanı Donald Trump’ın askeri müdahale tehdidi ile karşı karşıya.
1979 yılındaki İslam devriminden bu yana en büyük kitlesel protesto gösterilerinden birine sahne olan İran’da, sokaklarda görece sûkunet sağlanmış olsa da İslami rejimin devrilmenin eşiğinde olabileceği iddia ediliyor.
İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in “isyancılara hadleri bildirilmeli” çıkışını izleyen ve binlerce sivilin ölümüyle sonuçlanan güvenlik güçlerinin sert müdahalesinin ardından otoriter rejimin akıbeti Trump’ın tehditleri karşısında belirsiz bir sürece girdi.
Ortadoğu uzmanı Daniel Gerlach’a göre ise İran rejimi üzerinde baskı artmış olsa da, henüz rejimi ayakta tutan zeminde çatlaklar yaratmadı.
Zenith Dergisi’nin genel yayın yönetmenliğini yürüten Gerlach, Alman basınına yaptığı değerlendirmede, İran rejiminin temel unsurları olan Devrim Muhafızları, istihbarat servisi, yargı ve din adamları içerisinde bölünme ve zayıflama eğiliminin gözlemlenmediğini söyledi.
Devrim Muhafızları ne zaman kuruldu?
Başkent Tahran dahil ülke genelinde sokakların karıştığı bu yılın ilk iki haftasında Hamaney protestocuları ABD Başkanı Donald Trump’a hizmet etmekle suçlamış, İran rejiminin koruyucusu konumundaki Devrim Muhafızları da göstericileri “terörist” ilan etmişti.
İslam Devrimi Muhafızları Ordusu adını taşıyan elit ordu, İran devriminin bekçisi konumunda.
1979 devriminden sonra yeni iktidar sahipleri, Şah tarafından kurulan orduya güvenmedikleri için Devrim Muhafızları ordusunu kurdu.

Rejimin göstericilere sert müdahalesine rağmen İran halkı haftalarca sokağa çıkmayı sürdürdüFotoğraf: MEK/The Media Express/SIP/SIPA/picture alliance
Dini lider Humeyni tarafından 5 Mayıs 1975’te kurulan bu elit ordunun görevi iç düzeni ve rejimin ideolojisini korumak, olası bir darbeyi önlemek.
Günümüzde düzenli ordu ile birlikte İran’ın silahlı kuvvetlerini oluşturan Devrim Muhafızları doğrudan İslam Cumhuriyeti’nin dini ve siyasi lideri Ali Hamaney’e bağlı.
Devlet içinde devlet
120 bini aşkın askerin görev yaptığı Devrim Muhafızları, İslam Cumhuriyeti liderliğinin en önemli dayanağı konumunda.
Bünyesinde kara, hava ve deniz kuvvetleri birlikleri görev yapıyor, yurt dışı operasyonları için de özel birliklere sahip.
Yine Humeyni tarafından 1979 yılında kurulan gönüllü milis teşkilatı Besic de Devrim Muhafızları’na bağlı.
Camilerde konuşlandırılmış Besic milisleri, protesto gösterilerinin bastırılmasında kilit rol oynuyor. Silahlı bu milisler, sivil kıyafetlerle, protesto gösterilerine şiddet uygulayarak müdahale ediyor.
İran’ın resmi istihbarat servisinden bağımsız faaliyet gösteren istihbarat örgütüne sahip Devrim Muhafızları bünyesinde ayrıca “Organize Siber Suçları İzleme ve Mücadele Merkezi” adını taşıyan bir siber ordu da görev yapıyor.
Devrim Muhafızları Ordusu’nun yurt dışı operasyonlarından sorumlu birimi de var. Kudüs Gücü adınını taşıyan bu birim, İslam Devrimi’nin devlet doktrinlerini Irak, Suriye başta olmak üzere Ortadoğu geneline ihraç etme faaliyeti yürütüyor. Bu birim ayrıca İran’ın Hizbullah ve Hamas gibi militan İslami örgütleri desteklemesinde de etkili oldu.
Ekonominin ipleri de ellerinde
Devrim Muhafızları, ekonomideki nüfuzunu da büyük ölçüde genişletti, hatta kimi uzmanlara göre İran ekonomisinin kontrolü bu elit ordunun elinde.

İran’daki protestolarda binlerce kişi hayatını kaybetmiştiFotoğraf: Social Media/REUTERS
Pek çok doğal gaz, petrol ve stratejik altyapı projesinde, milyarlarca dolarlık yatırımda öncü rol oynayan bir inşaat holdingi olan Khatam al Anbia, İran Devri Muhafızları’nın ekonomik ve mühendislik kolu konumunda.
Şirket, 1980’lerin sonunda İran-Irak savaşından sonra ülkenin yeniden inşası için kuruldu.
2005’ten 2013’e kadar Devrim Muhafızları’nın bir üyesi olan Mahmud Ahmedinejad cumhurbaşkanı olarak görev yaptığında bu şirket ekonomik etkisini büyük ölçüde genişletti.
Günümüzde Devrim Muhafızları devasa ekonomik işletmeler yönetiyor, motorlu araçlar, otoyollar, demiryolu hatları, hatta metrolar inşa ediyor.
Ülkenin petrol ve gaz endüstrisi ile iç içe geçmiş durumdalar, madencilik alanında da faaliyet gösteriyor hatta barajlar da inşa ediyorlar.
Rejim, halkın yoksullaşmasını umursamıyor
Artan enflasyon, halkın yoksullaşmasına ve orta kesimin neredeyse yok olmasına yol açarken rejimin ekonomiyi kendi varlığını sürdürmesine yarayacak şekilde yönetmesi, son protesto gösterilerini tetikleyen en önemli etken olarak değerlendiriliyor.
DW’ye konuşan Alman-İranlı aktivist Daniela Sepheri İran halkının çok büyük ekonomik sıkıntılar yaşadığına dikkat çekiyor:
“Zengin ile yoksul arasındaki uçurum o kadar derinleşti ki İran’da artık orta sınıf yok oldu. Elitler zenginleştikçe, yoksullar daha da yoksullaştı.”
İnternet kesintisi ve iletişim ağlarının engellenmesi nedeniyle İran’da protesto gösterilerinde yaşanan şiddet olayları hakkında bilgi edinmek çok zor.
Daniela Sepheri ise “Bize korkunç katliam haberleri ulaşıyor. Sadece son iki veya üç gün içinde binlerce insanın öldürüldüğünü varsayabiliriz” diyor.
İran rejiminin protestoları her zaman şiddet yoluyla bastırdığına dikkat çeken Sepheri, “Daha önceki protestolarda da gördük, rejim halkın taleplerini umursamadığı için protestolara şiddet uygulayarak yanıt veriyor” değerlendirmesini aktarıyor.
Ancak aktivist Sepheri, son günlerde İran’da protestoculara uygulanan şiddetin boyutunun tarif edilemez olduğunu söylerken, “Ben şahsen böylesine hiç tanık olmadım” sözlerini kaydediyor.
DW,Reuters,AFP,AP,dpa / DA,HS,MUK








